Spor ve GenlerProf. Dr. Mehmet Nejat Akar Oluşturuldu: 2015-12-31 22:00:00
Görüntü Sayısı: 7062

Spor ve Genler

Genetiğin önemli olduğuna dair ilk bulgu, 1964 Innsbruck Kış olimpiyatlarında, iki altın madalya kazanan Finlandiya'lı Mantyranta isimli sporcuda Erythropoietin reseptör geninde bir mutasyonun saptanmasıyla gündeme gelmiştir.

Spor ve Genler

'Bu çocuk da yetenek var' cümlesi spora başlayan çocukların ebeveynlerinin duymak isteyecekleri; onları eğitecek antrenörlerin ve hatta tribünde oturan seyircilerin, sahada ki sporcuya bakıp söyledikleri sözlerdir.

Spor, yalnızca spor için yapıldığında, yetenek çok önemli değildir ve her bireye spor yapma olanağı sağlanmalıdır. Ancak 'yarışma' için spor yapıldığında 'yetenek' önem kazanmaktadır. Çünkü, günümüzde sporcuya yapılacak yatırımın boyutları önem kazanmaktadır. O zaman devletin veya özel sponsorların destekleyeceği sporcuların seçilmiş ya da 'elit' olması gerekmektedir.

Öyleyse bu seçim nasıl yapılacaktır? Bu bağlamda ortaya çıkan soruya, yanıt 'genetik' yardımıyla olabilir mi?

Genetiğin önemli olduğuna dair ilk bulgu, 1964 Innsbruck Kış olimpiyatlarında, iki altın madalya kazanan Finlandiya'lı Mantyranta isimli sporcuda Erythropoietin reseptör geninde bir mutasyonun saptanmasıyla gündeme gelmiştir. Bu gende ortaya çıkan mutasyon, eritrosit oksijen taşıma kapasitesini diğer atletlere oranla % 25-30 arttırmaktadır.

Moleküler teknikler geliştikçe, kolaylaştıkça ve ucuzladıkça araştırıcıların dikkatleri kas, kemik, total vücut enerji korunumu, yağ ve glukoz metabolizması düzenlenmesi enerji metabolizmasıyla ilgili olabilecek yolaklarda yer alan genlerdeki değişimlerin araştırılmasına yönelmiştir. Ancak birçok gende yapılan araştırmalar gen değişimleri ile spora yatkınlık bağlamında olumlu bir sonuç elde edilememiştir.

15 yaşından itibaren aynı antrenör tarafından, 19 yıl süreyle birlikte çalıştırılan 20 km yürüyüş Olimpiyat Şampiyonu ve ikizi, 40 yaşında incelenmişler. Fiziksel kapasiteleri birbirinin aynı olmasına karşın farklılaşmanın bireysel kişilik özelliklerine bağlanmıştır.

İskelet kası büyümesi ile fiziksel performans arasında pozitif ilişki bağlamında "Angiotensin Converting Enzim" Geni bu konuda yapılan en çok çalışmanın konusu olmuştur. 7000 metreye ek oksijen kullanmadan tırmanan 33 elit İngiliz erkek Yüksek dağ tırmanıcıda bu gendeki özel bir değişikliği taşıyanların en üstün performans gösterdikleri belirlenmiştir.

İskelet kası aktin-bağlayan protein spesifik olarak kasta hızlı güç temin etmekten sorumludur. Bu artmış sprint performans nedeniyle evrimsel avantaj sağlar. α-actinin-3– geninde bir değişim sprint açısından önemli olarak bulunmuştur. Elit sprint atletler özel bir gen değişimini daha sık taşımaktadırlar. Bu değişimin sıklığı Asya'da 25%; Afrika Bantu yerlilerinde <1% 'in altında; Avrupa'da ise 18% olarak bulunmuştur. Bizim Türk toplumunda yaptığımız çalışmada Avrupa toplumlarına benzeyecek şekilde % 15.5 şeklinde bulunmuştur.

Bu değişim, 2005 sonu itibariyle, Avustralya ve Japonya'da tüm spor okullarında bakılması tavsiye edilen ticari bir ürün haline gelmiştir.

Spor ve GenlerOLASI ZARARLI GENLER

Türkiye'de özellikle Adana, İçel, Tarsus, İskenderun bölgelerinde yaygın olarak bulunan Orak hücre kansızlığının taşıyıcılarının; maratonlarda performans zamanları farklı olmasa bile, ancak %10'unun şampiyon olabildiği gösterilmiştir. Ayrıca ani ölüm riskinin de bu kişilerde olabileceğine dair yazılar bulunmaktadır.

Egzersiz sonrası hemokonsantrasyon, spor yaralanmalarından sonra hareketsizlik, sık uzun havayolu seyahatleri, yarışma öncesi aşırı kilo kaybı ve doğum kontrol haplarının kullanımı damar tıkanıklıklarına yol açabilir. Aşırı egzersiz yapan kalıtsal artmış pıhtılaşma yanıtı taşıyanlarda damar tıkanıklıklarına daha sık rastlanmaktadır. Böyle bir gen değişimini Faktör V geninde taşıyanlarda bu riskin artması beklenmektedir. Sağlıklı Türk toplumunda bu gen değişiminin % 9 oranında olduğu dikkate alınırsa, özellikle ailede ani genç yaş ölümü-damar tıkanıklıkları öyküsü olan sporcularda, bu gen değişiminin incelenmesi yararlı olabilir.


Bu yazı Prof. Dr. Mehmet Nejat Akar tarafından yazıldı ve 7062 kere izlendi.


Yorumlar

Yükleniyor...


İlgili Makaleler