HASTANELERDEKİ TEHLİKELERİN FARKINDA MISINIZ?Uzm. Hemşire Yasemen ÖZKAN Oluşturuldu: 2016-03-24 06:18:24
Görüntü Sayısı: 2702

HASTANELERDEKİ TEHLİKELERİN FARKINDA MISINIZ?

Başlık bir anda okuyunca insanı ürkütüyor değil mi? Eğer canınızı emanet ettiğiniz hastane, hasta güvenliği süreçlerini izleyip yönetmiyorsa tehlikenin boyutunu da bilmeniz mümkün değildir. Sağlık hizmetleri sunumu ve hastane süreçleri gerçekten de karmaşıktır. Hastaneye adım attığınız andan çıktığınız ana kadar, yani hizmet aldığınız dönem sizin için ne kadar güvenli? Hatta çıktıktan sonra sizi neler bekliyor?

HASTANELERDEKİ TEHLİKELERİN FARKINDA MISINIZ?

HASTANELERDEN HİZMET ALIMINDA EN ÖNEMLİ KONU: HASTA GÜVENLİĞİ

Hastanelerin hizmet süreçlerinin en üst düzeyde güvenli olabilmesi için üç bileşenin incelenmesi gerekir;

  • Hizmetin tüm aşamaları yani süreçler standardize edilmiş mi?
  • Çalışanların nitelikleri uygun mu?
  • Hastanenin fiziki koşulları nasıl?

Hizmetin tüm aşamaları yani süreçler standardize edilmiş mi?

Sağlık hizmeti sunumu çalışanların bireysel beceri, bilgi ve arzularına bırakılamayacak kadar riskli bir hizmettir. Bu nedenle neyin, nasıl ve kim tarafından yapılacağının standardize edilmiş olması gerekir. Standart en basit tanımıyla; birşeyler yapmak için üzerinde anlaşılmış ve tekrarlanabilir yol demektir. Bunu hastane hizmetlerine uyarlayarak basit bir örnekle açıklayacak olursak;

İşlem: Kan Basıncının Ölçülmesi. Ne kadar basit değil mi? Oysa bu en basit görünen işlemin bile güvenli uygulanabilmesi için sürecin standardize edilmiş olması gerekir. Hastanede bu işlemi yapmaya kimler yetkili, işlem öncesi hazırlık aşamaları, işlem esnası ve sonrasının yazılı olarak standardize edilmiş olması ve bu işlemi yapmaya yetkilendirilmiş kişilerin de bu konuda eğitim almış olmaları sağlanmalıdır. İşlemi yapacak olan doktor, hemşire, sağlık teknisyeni ve hastane yönetimince yetkilendirilmiş diğer çalışanlar işlem öncesi ellerini yıkadı ya da el antiseptiği kullandı mı, hasta için uygun zamanda ölçüm yaptı mı (en az yarım saat dinlenmiş olması, son yarım saatte sigara içmemiş olması vb.), doğru manşon boyu kullandı mı, sonuçları doğru değerlendirebildi mi, güvenli aralıklar belirlenmiş mi, güvenli aralık dışında kalan sonuçlardan hekim haberdar edilmiş mi? Eğer ölçümü yapan sağlık personeli bulduğu 200/140 mm/hg sonucunu dosyaya yazıp bıraktıysa beyin kanamasından, felçlere, kalp krizine giden istenmedik durumlara maruz kalmak imkansız değildir.

Görüldüğü gibi bir hastanede yapılan en basit işlem olan tansiyon ölçmenin bile ne kadar çok inceliği var. Hastanelerde yapılan binlerce işlemi düşünecek olursak bu hizmeti standardize etmenin ve iyi sonuçlar almanın zorluğu da kendiliğinden ortaya çıkar.

Çalışanların nitelikleri uygun mu?

Evet sağlık çalışanlarının tamamının diploma zorunluluğu var, hepimiz de mesleğimizle ilgili okullardan mezunuz. Diplomasız bir hekim ya da hemşire (sahtekarlık yoksa) düşünmek mümkün değil. Diplomasız bazı işler yapılabilir, sesiniz güzelse biraz eğitimle şarkı söyleyebilirsiniz, yeteneğiniz varsa oyuncu olabilirsiniz, ancak ileri uzmanlık gerektiren işlerde bu mümkün değildir. Ne var ki diplomalar bize sadece bu mesleğe adım atma izni veriyor. Bir hekim, kadın doğum uzmanı olsa bile örn. Tüp bebek uygulamaları için ayrıca eğitim almış olması gerekir. Ya da bir hemşirenin yenidoğan yoğunbakımda çalışabilmesi için pek çok ek eğitimden geçmesi, örn. yenidoğan canlandırma eğitimi almış olması gerekmektedir. Çalışanların niteliği ve yetkinliği konusu da can güvenliğimiz açısından çok önemli bir konudur.

Hastanenin fiziki koşulları nasıl?

Hasta güvenliği açısından standardize hizmet, nitelikli personel kadar önemli bir diğer konu da hastanenin fiziki yapısıdır. Hastalarımızın ve yakınlarının belki de en az bildikleri yönümüzdür. Bir hastane binası sizin için ne kadar güvenli?

İnsanı rahatlatan, huzur veren ortamların iyileşme üzerine etkisi olduğu bir gerçektir. Ne zaman hastaneye gideriz? Rutin kontrol dışında hastaneye gidişlerimiz genellikle bir sağlık sorunumuz olduğundadır. Son yıllarda sağlık sektöründe “iyileştiren hastane” kavramı ortaya çıkmıştır. Bu kavram hasta tedavisi ve bakımı anlamındaki gerçek anlamının ötesinde, mimari ve çevresel özellikleriyle iyileşmeye katkı yapan binaları kastetmektedir. Yeterli ısıtılan, yeterli aydınlatılan, huzur veren sakin ve dingin ortamın, peyzaj düzenlemelerinin, belki hafif çalan bir müziğin, sade ama konforlu bekleme üniteleri vb.’nin iyileşme arzusu ve süreci üzerine olumlu etkilerini gösteren çok sayıda bilimsel çalışma mevcuttur. Claude Monet’nin dediği gibi “Güzelliğin iyileştirici bir gücü vardır”.

Hastane binalarının mimari özelliklerinin yanı sıra hasta ve çalışan güvenliği açısından da barındırdığı tehlikelerin iyi yönetilmesi gerekir. Hastanede pekçok tehlikeli gazımız; oksijen’imiz, Azotprotoksit’imiz, Karbondioksit’imiz, Nitrojen’imiz hatta Helyum’umuz var. Bunların güvenli depolandığından, uygun koşullarda üretildiğinden, vanalardan doğru basınçla geldiğinden ne kadar eminiz? Yangın tehlikesi yönetiliyor mu? Bina yangın güvenlik sistemi ile donatılmış mı? Atıklar ayrıştırılıyor mu? Yeterli enfeksiyon kontrolü var mı? Sedyeler, hasta taşıma sandalyeleri güvenli mi? Bu soruları çoğaltabiliriz.

Bu üç bileşen; tanımlanmış ve standardize edilmiş hizmet ve işlem süreçleri, yetkin personel ve güvenli bina hasta güvenliğinin temel yapısını oluşturur. Hizmetin sunuş yolları tanımlanmadıysa, çalışanlar bu konuda eğitilmediyse en basitiyle bu durum “tıbbi hata”ya neden olabilir. Hekim, hastasına uygulanacak ilaçları bilgisayar girişiyle değil de elle yazıyorsa, hemşire de bunu yanlış okuyabilir, yanlış doz verebilir. Yüksek riskli ilaçlar belirlenmediyse, iki hemşire yerine tek hemşire kontrolüyle uygulanıyorsa, hataya açıktır. Sağlık personeli arasındaki iletişim daha çok sözelse, uygulamalardan önce hastanın güvenli ve yeterli kimlik doğrulaması yapılmıyorsa, çalışanlar yeterince eğitimli değilse, tıbbi hata yine görülebilir.

1999 yılında Institute of Medicine’in (IOM) yayınladığı bir rapor tıbbi hataların boyutunun ne kadar büyük olduğunu ortaya çıkarmıştır. Bu rapora göre ABD’de her yıl 44.000-98.000 kişi tıbbi hatalar nedeni ile yaşamını kaybetmektedir. Yine ABD’de tıbbi hatalar sonucu oluşan yaşam kaybı hızının, trafik kazalarına bağlı ortaya çıkan yaşam kaybından dört kat fazla olduğu belirlenmiştir. Bu sayının trafik kazaları, meme kanseri veya AIDS nedeniyle hayatını kaybeden insan sayısından daha fazla olduğu ifade edilmektedir.

Dünyada bugün için hastanelerden kaynaklanan tehlikeleri ortadan kaldırmak için çeşitli yönetsel süreçler geliştirilmiştir. Bunların içinde en kabul göreni JCI (Joint Comission International) akreditasyonudur. Hasta güvenliğini sağlamada en itibarlı yollardan biri olan JCI akreditasyonumuz TOBB ETÜ Hastanesi olarak 3.kez yenilendi. TOBB ETÜ ailesi olarak bizim için en önemli konuların başında “hasta güvenliği” gelmektedir.

Yenilenen akreditasyon belgemizi ve tüm meslektaşlarımın süreçteki katkılarına teşekkür ediyor, kutluyorum.

BUNLARI
-Tıbbi hataların ölüm sıralamasında ilk beşte olduğunu,
-Tıbbi hataların en fazla olduğu ülkelerin ABD, Kanada ve İngiltere olduğunu,
-ABD'de her yıl 250.000 kişinin tıbbi hatalardan öldüğünü,
-ülkemizde tıbbi hatalardan kaynaklanan dava sayılarının arttığını
BİLİYOR MUSUNUZ?


Bu yazı Uzm. Hemşire Yasemen ÖZKAN tarafından yazıldı ve 2702 kere izlendi.


Yorumlar

Yükleniyor...


İlgili Makaleler